Ihlamur Kasrı Fotoğrafları

Geçtiğimiz haftasonu fotoğraf çekmek için Milli Saraylar bünyesinde olan Ihlamur Kasrını ziyaret ettim. Daha önce Beşiktaş’ta yaşamama rağmen bir kere bile kapısından içeri girmediğim kasır (kendimden utandım), fotoğrafçılık hobisinin getirdiği “gezeyim ve fotoğrafını çekeyim” turlamalarımın yeni durağı oldu – fotoğraf çekmenin bir güzel yanı da bu olmalı!

2 binadan oluşan kasır, bir anda şehrin görültüsünden ve koşturmasından koptuğunuz büyük bir bahçe içinde yer alıyor. Eline kitabını alan buraya koşmuş, çok huzurlu ve keyifli bir ortamı vardı.

Binalardan ilki Maiyet Köşkü, diğeri ise esas bina olan Merasim Köşkü. Bu iki bina haricinde bahçe içinde bir havuz, bir adet tarihi çeşme, bir de kafetarya var. Malesef binaların içinde fotoğraf çekmeye izin verilmiyordu, o yüzden sizinle burada sadece binaların dış cephelerini ve bahçe detaylarını paylaşacağım.

Yolunuz Beşiktaş’a düşerse mutlaka biraz dinlenmek, kafanızı dinlemek ve bu harika binaları görmek için bir mola verin.

Ihlamur Kasrı hakkında detaylı bilgiyi burada bulabilirsiniz.

Fotoğrafları görmek için yazının devamına gidiniz »

Eminönü Yeni Camii Fotoğrafları

Aslında o gün ofisten gün batımında Eminönü‘yü çekmek için çıkmıştım ama Yeni Camii‘nin Galata köprüsünden geçenleri kendine doğru çeken o büyüsüne kapıldım. Yalnız çok ilginç ki, koskoca camii, önünden yanından yüzlerce defa geçmişimdir, dış duvarlarının birsürü fotoğrafını çekmişim ama bir kere bile içeri avlusuna girmemişim!.

O kadar çok fotoğrafını çektim ki, hepsini bir anda koyarsam çok fazla olacak. O yüzden sizinle bu sefer sadece camiinin dışının ve avlusunun fotoğraflarını paylaşacağım. İç fotoğraflarını ise başka bir zaman göreceksiniz.

Yeni Camii (asıl adıyla Valide Sultan Camii) tam 66 senede, 3 mimar değişerek anca bitirilmiş. Bitiriliş tarihi ise 1663 – hergün karşımızda 349 senelik bir yapıt sapasağlam duruyor!.

Unutmayın, bu fotoğrafların daha büyük versiyonlarını Facebook Sayfamda hafta boyu paylaşıyor olacağım.

.

Fotoğrafları görmek için yazının devamına gidiniz »

Dolmabahçe Fotoğrafları

Bilgisayarıma baktığım zaman en çok fotoğrafı Dolmabahçe‘de çektiğimi farkettim. Elimde Dolmabahçe Camii ve Saat Kulesinin onlarca fotoğrafı var. Her geçişimde bir çekmişim herhalde!

Dolmabahçe çok keyifli bir yer. Uzaklara dalıp gitmek isterseniz denize sıfır bir Cafe, saray gezmek isterseniz Dolmabahçe Sarayı, camii görmek isterseniz (1855 yılı yapımı) Dolmabahçe Camii var. Ve bütün bunlar yanyana!. Ufacık bir alanda çok keyifli vakit geçirmeniz mümkün. Sanırım bunlara bir de Dolmabahçe-Beşiktaş arasındaki ağaçlı yolu eklerseniz iyice keyifli bir hale geliyor.

İstanbul’lular bilecekler zaten neden bahsettiğimi, bilmeyenler ise aşağıdaki fotoğrafları görünce anlayacaklar – bence buralara gelince de ilk gitmek istediğiniz yerlerden biri olacak!

Fotoğrafları görmek için yazının devamına gidiniz »

Ayasofya – Hagia Sophia Fotoğrafları

Çok yakın bir arkadaşım var, Selin. Kendisi aynı zamanda Meraklı Nane sitesinin sahibi. (Mutlaka ziyaret edin!!)

Selin birçok şeyi merak eder ve hemen araştırmaya başlar. Acaba ne olmuş, ne zaman olmuş, nasıl olmuş. Sonra bunları blog’unda paylaşır.

Kendisi son zamanlarda İstanbul’un tarihini araştırıyor. İstanbul nasılmış, Türkler nasıl almış, sonrasında neler olmuş. Bu araştırdıkları sonucunda o kadar güzel ve ilginç bilgiler çıkmış ki, birgün yakın arkadaş çevresini bir Sultanahmet gezisine götürmeyi teklif etti. Hem bize gezdiriyor, hem de daha önce hiç duymadığımız hikayeleri anlatıyor.

İlk olarak Ayasofya‘yı ziyaret ettik. Ayasofya’ya daha önce defalarca gitmiş olan ben, Selin’in anlattığı hikayelerle şaşkına döndüm. Meğer neler neler varmış, daha önce bilinçsizce gezip durmuşuz. Bir yandan hikayeleri dinledim, bir yandan da birkaç fotoğraf çektim. Güya bütün Sultanahmet’i gezecektik, ancak hikayeler o kadar çoktu ki, Ayasofya’dan çıkamadık bir türlü. En kısa zamanda birkez daha buluşup Topkapı Sarayına gideceğiz bu sefer.

Selin’in hikayelerini burada anlatamam sizlere, ama çektiğim fotoğrafları paylaşabilirim.. Buyrun bakalım:

Fotoğrafları görmek için yazının devamına gidiniz »

Istanbul’un vapurları

Ankara doğumlu ve 23 sene orada yaşamış biri olarak, İstanbul’un en önemli simgelerinden biridir benim için vapurlar. Denizde süzüldüğünü görmesi bile keyif veren, ancak olur da ayda yılda bir binecek olursam hemen  ilk katına çıkıp kıç tarafına doğru yöneldiğim, en arka demirlerine yaslandığım, güzel İstanbul panaromasının tadını çıkardığım vapurlar!.

Birkaç vapur fotoğrafımı paylaşmak istiyorum sizinle. Madem İstanbul’un simgelerinden biri dedik, bu web sitesinin ilk blog yazısında onlara yer vermek doğru olur sanıyorum.

Biliyorum fazla değiller, ama daha yeni başladık!

Fotoğrafları görmek için yazının devamına gidiniz »

Merhaba!

Hep ilgi duyduğum ama pek de üzerine düşmediğim fotoğraf çekme olayına, 2012 yılı başında  “Bir test ederim kendimi, eğer biraz oynar sonra bırakırsam çok da zarar etmem” diye düşünerek giriş seviyesi bir makina (Sony Nex5n) ile giriştim.

Ancak çok zevk aldım! Haftasonları arkadaşlarımı peşime takıp Istanbul’u turlamaya, fotoğraflar çekmeye başladım. En başta İstanbul’u arkadaşların fotoğraflarını çekmek için arka plan malzemesi olarak kullanırken, bir anda esas güzelliğin bu arka planda olduğunu farkettim. Fotoğraf turlarına yanımda arkadaşlarım olmadan çıkmaya başladım – İstanbul’u sokak sokak gezmek, daha önce farketmediğim güzelliklerinin farkına varmak, yanından onlarca defa geçtiğim binaların aslında ne kadar çekici olduklarını görmek benim için çok farklı bir deneyim oldu.

Dijital fotoğrafların ayrıca bir de dijital süreçten geçirilmesiyle daha da çarpıcı hale getirilmesi olayı ise beni daha da etkiledi.

Halen amatörüm, halen bu işi keyif için yapmaktayım. Kendime “fotoğrafçı” demek bu işi hakkıyla yapanlara hakaret etmek gibi olur. Ama kendi çektiğim fotoğrafları o kadar beğenir oldum ki (cümle içindeki gizli megalomanı bulunuz!) , onları sadece Facebook arkadaşlarımla paylaşmanın dışında da birşeyler yapmak istedim.

İşte bu yüzden bu internet sitesinde buluştuk.

Takipte kalırsanız sevinirim!

Can Yalçın